Yaklaşık 15 yılımda günlerimin saatlerinin çoğunu nasıl geçireceğime, nereye oturacağıma, neleri nasıl öğrenmem gerektiğine, neler üzerine nasıl düşünmem gerektiğine, bunların sıralamasına, hangi saatlerde bunu yapacağıma vs. çeşitli ticari ya da kamusal yapılardaki insanlar, yani benden başkaları karar verdiler. Zaten ezberlemeye, kıyaslanmaya, sıraya girmeye, ayağa kalkmaya, saatlerce oturmaya, not almaya bir alıştı mı insan beyni ve bedeni ve ruhu, gerisi kolayca, yıllarca geliyor… Düşünsenize bu işte bir sıkıntı yok mu sizce de? Öğrenmek çok daha özgür olsa nasıl olurdu? 

Bu konuda son okuduğum bir metinden çizdiklerimi paylaşıyorum; çünkü hayatımız biricik ve kıymetli! Ve çünkü çocuklarımız için fark yaratacak olan bizleriz.

.

Kitabın indeksine ve benim bir kısmına yer verdiğim bölümün tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Alternatif Eğitim – Hayatımızın Okulsuzlaştırılması

Editör: Matt Hern

Çeviri: Eylem Çağdaş Babaoğlu

Kalkedon

ISBN 978 9944 115 20 9

2008

.

BÖLÜM IV: SADECE HAYIR DE!

Çok Farklı Birşey Yapmak: Okula Gitmeden Büyümek – Susannah Sheffer

Evde eğitim görmüş çocukları dinlemeye değer; çünkü sırtımızı eski varsayımlara dayamamıza izin vermezler, çünkü verimli, ilgi alanlarıyla yüklü, öğrenmeye heveslidirler.

Holt (John), GWS’nin (Growing Without Schooling) ilk sayısında bültenin şöyle olacağını yazdıı:

“Bülten, genç veya yaşlı insanların bir şeyler yapmayı öğrenebileceği, beceriler kazanabileceği, okul eğitimi sürecinden geçmek zorunda kalmadan ilginç ve faydalı işler bulabileceği yöntemler hakkında olacaktır. Bu bültene başlarken, önemli ve kalıcı toplumsal değişimi insanlar yalnızca siyasi görüşlerini veya partilerini değil, hayatların da değiştirdikleri zaman gerçekleştiği teorisini fiiliyata geçiriyoruz.’’

Holt’un ilk sayıda söylediği gibi Growing Without Schooling, “insanların daha az çaresiz hissetmesini sağlayacaktı”, çünkü insanlara kendileri için bir şeyleri değiştirebileceklerini, bütünüyle bir devrimin gerçekleşmesini beklemeden kendi hayatlarında yeni çözümler yaratabileceklerini gösterecekti. Tabii ki gerçekleştirdikleri değişimler, diğerleri için de ilham verici olacak ve o “çok farklı şeyin” gerçekte mümkün olduğunu gösterecekti.

Holt, ilk kez 1972 yılında yayımlanmış olan Özgürlük ve Ötesi çalışmasında şöyle diyor:

“Bir zaman kapsülünün içinde geleceğe seyahat ettiğimi ve bugünden beş yüz yıl ileride, zeki, insancıl ve yaşamı zenginleştiren bir uygarlıkta durduğumu hayal edin. İnsanlardan biri bana rehberlik etmek ve toplumunu bana anlatmak için benimle buluşmaya geliyor. Bana insanların nerede yaşadığını, çalıştığını, oynadığını gösterdikten sonra bir noktada ona şöyle soruyorum:

‘Peki, okullarınız nerede?’
‘Okul mu? Ne okulu?’
‘Okullar insanların bir şeyler öğrenmek için gittikleri yerlerdir.” ‘Anlamıyorum’ diyor, ‘insanlar her yerde, bütün mekânlarda bir
şeyler öğrenirler.”
‘Onu biliyorum’ diyorum, ‘ama okul sizi eğiten, öğrenmenize yardımcı olan özel insanların olduğu özel bir yerdir.’
‘Özür dilerim ama hâlâ anlamıyorum. Herkes herkesin bir şeyler
öğrenmesine yardımcı olur. Bir şey bilen veya bir şey yapmayı bilen herkes, o konuda daha fazla şey öğrenmek isteyen bir başkasına yardım edebilir. Neden bunun için özel insanların olması gereksin ki?’

İstediğim kadar uğraşayım, neden eğitimin hayatın geri kalanından ayrılması gerektiğini, bunun bir zorunluluk olduğunu düşündüğümüzü net olarak anlatamam.

Bu benim okulsuz bir toplumla ilgili ilk görüşümdü. O zamandan beri okulsuz bir toplumun, öğrenmenin hayatın geri kalanından ayrı değil, tam da onunla bir arada olduğu, onun bir parçası olduğu bir toplumun, ulaşmak için yüzlerce yıl bekleyebileceğimiz bir lüks değil, bu yönde olabildiğince hızlı hareket etmemiz ve çalışmamız gereken bir şey olduğu hissine sahip oldum.”