Eğitim ve Yaşamın Anlamı

J. Krishnamurti

Omega

ISBN 978-605-02-0147-5

.

1. Eğitim ve Yaşamın Anlamı

2. Doğru Eğitim

3. Akıl, Otorite ve Zeka

4. Eğitim ve Dünya Barışı

5. Okul

6. Ebeveynler ve Öğretmenler

7. Cinsellik ve Evlilik

8. Sanat, Güzellik ve Yaratım

.

1. BÖLÜM

EĞİTİM VE YAŞAMIN ANLAMI

sf 8

… zira ileri seviyede uyanık bir zeka, yaşamdaki tek gerçek rehber olan sezgidir. 

sf 9

Mevcut medeniyetimizde yaşamı o kadar fazla bölüme ayırmış durumdayız ki, belirli bir teknik ya da meslek öğrenimi hariç, eğitim çok az anlam taşıyor. Öyle ki, bireyin bütünleşmiş zekasını uyandırmak yerine onu belirli bir kalıba uymaya teşvik ediyor, böylece tüm bu süreçte kendisiyle ilgili bir anlayış geliştirmesini engellemiş oluyor. 

Kafalarımız karışık olmaya devam ettiği sürece bilginin nasıl bir değeri olabilir? Eğer bir başkasını yok etmek için kullanıyorsak teknik ve endüstriyel kapasitenin ne önemi var?

sf 10

Hepimiz kişisel kazanç ve güvence aramak ve kendimiz için savaşmak üzere eğitim kurumları ve çevre tarafından eğitildik. Hoş cümlelerle üstünü örtmemize rağmen, sömürü ve açgözlü korku üzerine kurulu bir sistemin içinde yer alan çeşitli mesleklerin eğitimini aldık. Bu tip bir öğrenme kaçınılmaz olarak hem kendimize hem de dünyaya zihinsel karmaşa ve sefalet getiriyor, çünkü her bireyin içinde, kendini başkalarından ayrıştıran ve uzaklaştıran psikolojik bariyerler yaratıyor.

… Sadece öğrenim görmüş bir zihin geçmişin devamıdır ve böyle bir zihin asla yeniyi keşfedemez. Bu yüzden doğru eğitimin ne olduğunu bulmak için, yaşamın tamamının anlamını araştırmamız gerekir.

… Bilgi ve verimlilik gerekli olmasına rağmen bunlara olduğundan fazla önem atfetmek sadece çelişki ve karmaşaya yol açar.

Bir de sevgiden esinlenen verimlilik vardır ki, …

Eğitim sadece bilgiye sahip olmak, gerçekleri toplamak ve birbirleriyle ilintilendirmek değildir; yaşamın anlamını bir bütün olarak görmektir. Ancak bütüne parçalar vasıtasıyla yaklaşılamaz; fakat hükümetlerin, organize dinlerin ve otoriter partilerin yaptığı tam olarak budur.

… sınavları ve diplomaları zeka ölçütleri haline getirerek hayati önem taşıyan insan meselelerini görmezden gelen kurnaz zihinler geliştirdik. Zeka özü, olanı algılama kapasitesidir ve eğitim, bu kapasiteyi kişinin kendinde ve başkalarında uyandırmaktır.

.

2. BÖLÜM

DOĞRU EĞİTİM

sf 15

… gerçek anlamıyla eğitim, kendini anlamaktır…

sf 16

Herhangi bir uzman yaşamı bütünsel olarak tecrübe edebilir mi? Ancak uzman olma iddasından vazgeçtiğinde bunu yapabilir.

sf 18

Prensipler, idealler ve metotlarla ilgilendiğimiz sürece bireyin korku ve çelişkiler içeren kendi benmerkezci faaliyetinden kurtulmasına yardımcı olamayız.

sf 19

Kişi bir ideali, kalıbı izlediğinde, ne olması gerektiği ile ilgili bir formülü olduğunda, yüzeysel, otomatik bir hayata sahip olmaz mı?

sf 20

Şimdi ile gelecek arasında, her birimizin üzerinde pek çok etki yaratan muazzam bir boşluk var ve gelecek için şimdiki zamanı feda ederken, olası bir doğru sona yanlış araçların peşine takılarak gitmeye çalışıyoruz. … kim oluyoruz da insanoğlunun ne olması gerektiğine karar veriyoruz? Hangi hakla onu birtakım kitaplar ya da kişisel hırslarımız, umutlarımız ve korkularımızla belirli bir kalıba göre şekillendirmenin yollarını arıyoruz?

Greek anlamda bir eğitim bireyin olgun ve özgür olmasına, muhteşem bir şekilde sevgi ve iyilik içinde serpilmesine yardım etmektir. … çocuğu birtakım idealist kalıplara göre şekillendirmek değil.

Çocukları mizaçlarına ve eğilimlerine göre sınıflandıran her metot sadece farklılıkları vurgular; sosyal rekabeti besler, toplumu bölünmeye teşvik eder ve bütünleşmiş insanlar topluluğu geliştirmemize yardımcı olmaz.

sf 21

Sadece sevgi bir başkasını anlamayı sağlar. Sevginin olduğu yerde ötekiyle duygu ortaklığı vardır, aynı seviyede ve aynı anda. Kendimiz o kadar kuru, boş ve sevgisiziz ki, hükümetlerin ve sistemlerin çocuklarımızın eğitimlerini ve bizim yaşamlarımızın yönünü ellerine geçirmelerine izin verdik. Ancak hükümetler insanlar değil yetkin teknisyenler istiyorlar, çünkü insanlar hükümetler – ve organize dinler – için tehlikeli olabilirler. Bu yüzden hükümetler ve din organizasyonları eğitimi kontrol etme arayışındadır.

Çocuklarımızı bir düşünce sistemi ya da belirli bir disipline göre eğittiğimiz zaman, onlara bölümlere ayrılmış fikir ayrılıkları içinde düşünmeyi öğrettiğimiz zaman, bütünleşmiş erkek ve kadınlar olarak büyümelerine engel oluyoruz; böylece, zekice düşünme, yaşamla bir bütün olarak tanışma becerisinden yoksun kalırlar.

Kişi bir çocuğu incelemek için uyanık, dikkatli ve kendinin farkında olmalıdır.

Eğitimin bir diğer işlevi yeni değerler yaratmaktır. Oysa uygulanan eğitim çocuğun zihnine sadece mevcut değerleri ekmekte, onu ideallere uydurmakta, zekasını uyandırmadan koşullandırmaktadır. Bu haliyle şimdiki eğitim dünyada yaşanan krizlerle yakın bir bağ içindedir…

sf 22

Doğru eğitim, çocuğa ne olması gerektiği ile ilgili düşüncelerimizi dayatmadan, onu anlamayı içerir. Onu bir idealin çerçevesine hapsetmek uyum sağlamaya teşvik etmektir. Bu, korkuyu besleyerek sürekli olduğu kişi ile olması gerektiği kişi arasında çelişki yaşamasına neden olur. Tüm içsel çelişkilerin toplumda bir dışsal tezahürü vardır. İdealler bizim çocuğu anlamamızın ve çocuğun kendini anlamasının önüne geçen gerçek engellerdir.

sf 25

Mevcut eğitim sistemi insanı, hiçbir şekilde zihin ve kalbi koşullandıran ve korkuyu destekleyen miras alınmış eğilimleri ve çevresel etkileri anlamaya teşvik etmez; işte bu yüzden bu koşullandırmaları kırmamıza ve bütünleşmiş insanı ortaya çıkaramıza yardımcı olamaz.

sf 26

… işleri olduğu gibi kabulleniyoruz ve çocuğu mevcut toplama uymaya teşvik ediyoruz; onu mevcut yaşam tarzımıza koşullandırıyor, sonra da en iyisini umut ediyoruz. Peki savaş ve açlığa yol açan mevcut değerlere bu kadar uymak eğitim sayılır mı?

Bu koşullanmanın zeka ve mutluluk yaratacağı konusunda kendimizi kandırmayalım.

Öğrenciyi mevcut çevreyi kabullendirmeye koşullandırmak açıkça aptalcadır. Eğitimde radikal bir değişim yapmaya gönüllü olmadığımız sürece, kaos ve sefaletin devam etmesinden doğrudan sorumlu oluruz…

sf 27

Duyarlılık asla zorlama yoluyla uyandırılamaz. Kişi çocuğu görüntüde sessiz olmaya zorlayabilir, çünkü kendisini dik kafalı, küstah vs. yapan şeylerle yüzleşmemiştir. Zorlama kin ve korkuyu besler. Ödül ve caza hangi biçimde olursa olsun zihni sadece itaatkar ve donuk yapar. Eğer arzuladığımız şey bu ise, o zaman zorlama vasitasıyla eğitim mükemmel bir yoldur. 

sf 28

Düzeni zeka sağlar, disiplin değil.

sf 29

Zeka ruhun idrakidir ve idrak için, ruhun kendi güven ve konfor arayışında yansıttığı engellerden bağımsız olması gerekir. Zihin güven aradığı sürece korku kaçınılmazdır ve insanoğlu herhangi bir şekilde sınıflandırıldında, keskin farkındalık ile zeka yıkıma uğrar.

Zeka kişinin kendini anlamasında ve aşmasında yatar; ancak korku olduğu sürece zeka olamaz.

Gençken, hem eve hem de okulda çoğumuzun içine korku ekilir. 

sf 30

Korkusuz olmak bilgeliğin başlangıcıdır ve sadece doğru türde eğitim korkunun yer almadığı bir özgürlük getirir; sadece bu noktada derin ve yaratıcı zeka vardır.

Ödül olan yerde başkasına saygı bulunmaz… Biz kendimiz sonuç odaklı yetiştirildiğimizden, kazanç arzusu olmadan eylem olabileceğini göremiyoruz.

Acil sonuçlar aramayı bıraktığımızda…

… ancak bireysel ilerleme ve kar temeline dayalı bir eğitim sadece rekabetçi, düşman ve zalim bir toplum inşa eder. Bizler böyle bir toplum içinde yetiştirildik ve kindarlığımızla zihinsel karışıklığımız açıkça ortada.

sf 31

Hayatın anlamını çelişki ve acılarıyla anlamak için, organize din otoritesi dahil her tür otoriteden bağımsız düşünmeliyiz; …

Gerçek anlamda dini eğitim çocuğu insanlarla, nesnelerle ve doğayla olan kendi ilişkisini anlamaya teşvik etmektir. Kişi ilişkiler kurmadan var olamaz. Kişi kendini bilmezse kendiyle ve başkalarıyla olan bütün ilişkileri çelişki ve kedere yol açar. Tabii bunu bir çocuğa tam olarak açıklamak imkansızdır; fakat eğitimciyle ebeveynler ilişkinin önemini derinden kavrayabilirse, o zaman tutum, davranış ve konuşmalarıyla çok fazla konuşma ve açıklamaya gerek kalmadan çocuğa hayatın ruhani anlamını aktarabilirler.

sf 33

Dingin zihin koşullanmamış zihindir; dingin olmak üzere disiplin verilmemiş ya da eğitilmemiştir. Dinginlik ancak zihin kendi yöntemlerini -benliği- anladığında gelir.

sf 34

Organize din buz tutmuş, kaskatı kesilmiş bir düşüncedir.

Gerçek dini eğitim çocuğun zeki bir farkındalığa ulaşmasına, kendi için geçici olanla gerçek olanı ayırt etmesine ve yaşama karşı çıkar gütmeyen bir yaklaşım içinde olmasına yardım etmelidir; evde veya okulda her gün, birtakım kelimeleri ve cümleleri tekrarlamak yerine ciddi düşüncelerle ya da derinliği ve önemi olan okumalarla başlamak daha anlamlı olmaz mıydı?

sf 36

Hoşnutsuzluk özgürlüğe giden araçtır.

sf 37

Hedefimiz başarı olduğu sürece korkudan kurtulamayız, çünkü başarı arzusu kaçınılmaz olarak başarısızlık korkusunu besler. Bu yüzden gençlere başarıya tapınmaları öğretilmemelidir. Çoğu insan farklı şekillerde, örneğin tenis kortunda, iş dünyasında ya da siyasette başarı arayışı içindedir. Hepimiz zirvede olmak isteriz; bu arzu sürekli hem kendi içimizde hem de komşularımızla bir çelişki yaratır; yarış, kıskançlık, kin ve nihayet savaşa yol açar.

sf 39

İnsanoğlu herhangi bir krizden, özellikle de mevcut dünya krizlerinden kurtulmak istiyorsa bütünleşmelidir; bu yüzden eğitimle çok ilgilenen ebeveynler ve öğretmenler için ana sorun, bütünleşmiş bireyin nasıl geliştirilebileceğidir. Bunu yapabilmek için eğitimcinin kendisi bütünleşmiş olmalıdır; dolayısıyla doğru eğitim sadece gençler için değil, aynı zamanda daha yaşlı nesiller için de en önemli konudur, tabii eğer öğrenmeye istekli iseler ve düzenlerine fazlaca yerleşmemişlerse. Kendi içimizde kim olduğumuz, geleneksel ‘çocuğa ne öğretmeli’ sorusundan çok daha fazla önemlidir ve eğer çocuğumuzu seviyorsak, onların doğru eğitimcilere sahip olmaları için gerekeni yaparız.

sf 40

Öğretmek bir uzmanlık mesleği olmamalıdır. Öyle olduğu zaman, ki genellikle durum budur, sevgi azalır; oysa sevgi bütünleşme sürecinin özüdür.

sf 41

… eğitimde yeni bir yaklaşım yaratmak, dosdoğru kendi sorumluluğumuz olmalıdır.

sf 42

Ev ile okul etkisi birbirleriyle hiçbir şekilde ters düşmemelidir, bu yüzden hem ebeveynler hem de öğretmenler kendilerini yendien eğitmek zorundadır. Bireyin özel hayatı ile bir grup insan içindeki hayatı arasında genellikle bir aykırılık olması, kendiyle ve başkalarıyla olan ilişkilerinde sonsuz bir savaş yaratır.

Çocuklarını seven ve bu sorunun aciliyetini görenler bunu kafalarına ve kalplerine koyarlarsa, o zaman ne kadar azınlıkta olursak olalım, doğru eğitim ve zeki bir ev ortamı sayesinde bütünleşmiş varlıkların ortaya çıkmasını sağlayabiliriz; ama diğer çoğunluk gibi kalplerimizi zihnin kurnazlıklarıyla doldurursak, o zaman çocuklarımızın savaş, kıtlık ve kendi psikolojik çelişkileri içinde yok olmalarını izlemeye devam ederiz.

.

3. BÖLÜM

AKIL, OTORİTE VE ZEKA

sf 48

Modern eğitim bizleri düşüncesiz varlıklara dönüştürüyor; bireysel mesleklerimizi bulmamıza çok az yararı var. Sınavları geçtikten sonra eğer şanslıysak bir iş buluruz. Bu genellikle hayatımızın geri kalanı için sonsuz bir rutin anlamına gelir. İşimizi sevmeyebiliriz, ancak başka geçim araçlarına sahip olmadığımız için devam etmeye mecbur ediliriz. Belki de tamamen değişik bir şey yapmak istediğimiz halde bağlılıklar ve sorumluluklar bizi tuttuğu için etrafımız kendi endişe ve korkularımızla kuşatılmıştır. Bunalmış bir halde cinsellik, içki, politika veya dinde bir kaçış ararız.

sf 49

Taklit etme arzusu yaşamımızda çok güçlü bir faktördür, sadece yüzeysel seviyede değil derinlerde de. Neredeyse yok denecek kadar az bağımsız düşünce ve duygulara sahibiz.

sf 50

Uyum hevesi -bu bir güvence arzusudur- korkuyu besler; üstelik itaate teşvik ederek…

Uyum, altında yatan korku ile birlikte, engeldir; ancak bu gerçeği sadece entellektüel seviyede bilmek engelleri çözümlemez. Ancak tüm benliğimizle engellerin farkına vardığımızda, daha fazla ve daha derin engeller yaratmaksızın bunlardan kurtulabiliriz.

sf 52

Özgürlüğün nihai bir sonuç, hedef olduğunu ve özgür olmak için önce kendimizi bir takım baskı ve yıldırma biçimlerine teslim etmek zorunda olduğumuzu düşünüyor gibiyiz. Uyum vasıtasıyla özgürlüğe ulaşmayı umuyoruz; oysa araçlar da amaç kadar önemli değil midir? Sonucu araçlar şekillendirmez mi?

sf 53

Kesinlik ve güvenlik açığı benliğin en büyük aktivitelerinden biridir ve bu zorlayıcı dürtü sürekli izlenmelidir; salt başka bir tarafa yönlendirilmeden ve zorlanmadan ya da arzu edilen bir kalıba uydurulmadan.

sf 56

Meditasyon yapmayı, piyano çalmayı, yazı yazmayı biliyoruz ama meditasyoncu, müzisyen ya da yazar olmayı bilmiyoruz. Yaratıcı değiliz, çünkü kalplerimizi ve zihinlerimizi bilgi, enformasyon ve kibirle doldurduk…

Bilge zeka ile kıyaslanamaz, bilgi bilgelik değildir.

sf 57

… gitgide daha fazla uzmanlaşıyor, daha az bütünleşiyoruz.

.

4. BÖLÜM

EĞİTİM VE DÜNYA BARIŞI

sf 68

Hükümetin eğitimi denetlemesi vahimdir. Eğitim, devlet ya da organize dinin elinde olduğunda dünyada ne umut ne de düzen kalır.

sf 69

… eğer gerçekten aydınlanmış bir toplum inşa etmeyi diliyorsak, bütünleşme yollarını anlayanve dolayısıyla bu anlayışı çocuğa aktarma kapasitesine sahip eğitimcilere sahip olmalıyız.

sf 70

Eğitim tüm dünyada başarısızlığa uğradı, tırmanan bir yıkım ve sefalat üretti. Hükümetler gençleri etkili askerler ve ihtiyaç duydukları teknisyenler olmak üzere eğitiyorlar; sınıflandırma yapılıyor ve önyargılar yerleştiriliyor ve gençler bunlara mecbur ediliyor.

sf 71

Birka kişinin eline geçen eğitim ve gıda, insan üstünde kontrol sahibi olmanın aracı haline geldi…

sf 73

Bir teknikte yeterlilik bize belirli bir para kazanma kapasitesi sağladı ve çoğumuz bu yüzden mevcut sosyal yapıdan tatmin oluyoruz; ancak gerçek eğitimci sadece doğru yaşama, doğru eğitim ve doğru geçim araçları ile ilgilenir.

.

5. BÖLÜM

OKUL

sf 77

Temel değerlere kitle öğrenimiyle değil, sadece her çocuğun zorlukları, eğilimleri ve kapasitelerinin dikkatle incelenmesi ve anlaşılmasıyla ulaşılabilir; bunun farkında olanlar ve samimiyetle kendilerini anlayarak gence yardım edenler bir araya gelmeli ve çocuğun bütünleşmiş ve zeki olmasına yardım eden, onun hayatında çok önemli bir fark yaratacak bir okul başlatmalıdır. Böyle bir okul başlatmak için gerekli araçlara sahip olana kadar beklemelidirler. Kişi evde gerçek bir öğretmen olabilir, fırsatlar ardından gelecektir.

Eğer ebeveynler çocuklarını gerçekten seviyorlarsa, doğru türde eğitimcilerin çalıştığı ufak okullar kurmak için yasaları ve diğer araçları kullanır…

Ancak bu tip okullardaki öğretmenlerin hepsinin gönüllü olarak bir araya gelmeleri gerekir, ikna edilerek ya da seçilerek değil…

sf 85

Öğretmenler bütünleşme ve zeka ile değil, bilginin aktarılmasıyla ilgileniyorlar; dünya üstüne çökerken sadece bilgi aktaran bir insan eğitimci değildir.

.

6. BÖLÜM

EBEVEYNLER VE ÖĞRETMENLER

sf 90

Çocuklarımızın güçlü olmalarını, daha büyük ve iyi bir pozisyona sahip olmalarını, daha fazla başarılı olmalarını istediğimiz sürece kalbimizde sevgi yok demektir; çünkü başarıya tapınmak çelişki ve sefalete teşvik eder.

Bir öğretmenin ne öğretmek istediğine karar verirken kendisine ilk sorması gereken şey, öğretmekle ne kastettiğidir. Her zamanki konuları alışılmış şekilde mi öğretecektir? Çocuğu sosyal makinede bir çark olmaya mı şartlandıracak yoksa yanlış değerler için tehdit anlamına gelen bütünleşmiş, yaratıcı bir varlık olmasına mı yardım edecektir?