Güneş doğduktan sonra söylemekten sıkılmadığım tek şey hayata yeniden başlama şansını yakalamış oldum cümlesiydi hep. Hala söylüyorum, hep söylüyorum.

Dünya’da yeniden keşfedecek o kadar çok şey var ki, unutulan, atlanılan, yaşandı diyerek bir kenara bırakılan. İşte o karşınızda duruyor unutulmamışlıkları, yaşanmamışlıkları ve kocaman soru işaretleriyle. Sokakta sırf o öğrensin diye istediğiniz maymunluğu yapabilirsiniz ve insanlar size deli derken gülümsersiniz, saatlerce oyuncaklarla oynayabilir, aynı çizgi filmleri yüzlerce kez seyredebilir, aynı masalı yüzlerce kez anlatıp, anlatırken dinleyebilirsiniz. Yeniden gün batarken uyuyup gün doğarken uyanabilirsiniz ve sanki hiç gece olmamış gibi oyuncak arabanızı kaldığı yerden sürmeye başlayabilirsiniz. Ve öğrenirsiniz aslında öğrettiğinizi düşünürken. Saflığı, aşkı, sevgiyi, kırılganlığı, dünyanın ne kadar bakir ve keşfedilmemiş olduğunu, bir ağacın ne kadar uzun, kozalakların ne kadar muhteşem, denizin ne kadar büyük, yıldızların ne kadar çok olduğunu. Bütün kabuklarınızdan sıyrılıp saf olmayı, sadece o anı ve o an orada olmanın ne kadar muhteşem olduğunu öğrenirsiniz yeniden, öncesini ve sonrasını hiç düşünmeden.

Neden artık şehirde yaşamıyorsunuz sorusuna cevap olarak öğreniyorum demek hiç fena gelmiyor benim kulağıma…