Hakiki gıdanın peşinde oluş, Güneş’in doğumundan sonra başladı bizde. Daha önce de yakınıyorduk ah domateslerin tadı nerede diye ama eyleme dökememiştik derdimizi. Marketlere girmemeye Ankara’da başladık. Arayışlarımız sonucu DBB ile tanıştık.

“Doğal Besin, Bilinçli Beslenme” grubu, doğa-dostu yöntemlerle üretilen sağlıklı besinlere aracısız şekilde ulaşmak isteyen ve bunun için sorumluluk alan bireylerden oluşuyor. Topluluk destekli üretim biçimlerini destekleyen örnek, öncü bir ‘katılımcı onay sistemi’ modeli.

Daha detaylı bilgiye ve kıymetli üretici listesine siteden erişebilirsiniz.

Böylece aracılara para kaptırmadan, taze, sağlıklı, temiz gıdaya ulaşır olmuştuk. Sadece kargolarla evimize ürünleri istemek yerine, kapıları açık olan çiftliklere kaçar, iş öğrenir, sohbet eder olmuştuk. Sistem dışında bir hayat kurabileceğimiz ile ilgili farkındalığımız bu dönemde çok arttı. Ne yiyorsak oyuz dedik. Eti çok azalttık (vahşetin bir parçası olmayı reddettik), ilaç kullanmaz olduk vs…

Hatta bir baktık pazarcı olmuşuz da geleneksel ekşi mayalı ekmeklerden 5’er 10’ar satıyoruz. Ne kadar üretebilirsek… Ne eşsiz bir ekmek bizimkisi, çünkü unu eşsiz, çünkü emek bol… Çünki eskisi gibi.

Tabii gezme sürecinde üretimimiz aksadı, mayamızı gezerken korumamız, ekmeğimizi pişirmemiz mümkün değildi. Ve hep yerleşmeyi bekledik tekrar üretici olarak ortaya çıkmak için.

Ancak bugün aklımıza güzel bir fikir geldi. Artık yuvamızın yeri belli olduğuna göre, yavaş yavaş üretmeye, paylaşmaya başlayabiliriz. Hatta topluluk projesine dönüşen yuvamız için destekleri sadece Aralık gibi elde edeceğimiz yağımıza, zeytinimize bağlamayıp, şimdiden avcı – toplayıcı halde edindiğimiz ürünleri sizlere sunabiliriz. Böylece süreç daha eğlenceli, renkli hale gelebilir dedik.

Şu anda elimizde pek besleyici bir gıda olan fıstık çamı var. Kendimiz için, kiralık evimizin bahçesinden topladığımız 600 cc’lik bir (1) 🙂 kavanoz kabuklu fıstığı sizlerden isteyen birine yollamayı düşündük. Karşılığında ne kadar destek vereceğiniz size kalmış. Damlaya damlaya göl oluyor buralarda, kesinlikle!

Fıstıkları kırmadan kabuklu olarak yollayacağız. Böylece hem muhafazası daha kolay olur, hem de kırmanın zevki sizde olur. Bu arada pilav, dolma, helva diye kısıtlamamak lazım kullanımını biz kabak yemeğine koyduk, pek yakıştı.

.

sipariş için: iremsevgor@gmail.com

.

* Arazi işlerimizden güncel haberler ise şu şekilde: Bugün üç arkadaşımızdan daha yerinde fikir desteği aldık. Bayramdan sonra evin yerinin setlenmesi işi 3-4 gün daha devam edecek gibi. Sonra set duvarının yapılması için suya ihtiyacımız olacağından yarın su tankı bakmaya – almaya gideceğiz. Su tankımız açık havada kullanırken kromdan daha dayanıklı ve ucuz olduğu için polietilen olacak. Zaten içme suyunu küplere taşıyacağız, köyün çeşmesinden. İstanbul fiyatları ile Küçükkuyu fiyatları arasında ciddi fark var. Ancak İstanbul’dan da kargo yapmak anlamsız. Yakın kasabalara uğrayacağız yarın. Set duvarı; evin arkasında kalacak duvar için de fikir yürütmekteyiz. Taş duvar yapımı maliyetli ve taşınması güç. İnce beton ya da tuğla ya da ne? olabilir acaba, çalışıyoruz.

Adatepe’den sevgili Emin bizlere bahçesinde atıl duran kiremitleri armağan etti. 🙂 Bayramda onları arazimize taşıyıp, yürüme yolu kenarı seti olarak kullanmayı deneyeceğiz.

İşte bizden haberler…

Sevgiyle,