zeytin kakası kokusu (zeytin fabrikalarından yayılan)

ultrason (kardeşi için doktor ziyaretlerinden)

debriyaj, rot balans (20 yaşındaki koca jipimizin arızalarından)

imar (anlamsız)

istinat duvarı (ev işleri)

mesela (ihtimaller)

örneğin (seçenekler)

pembe (çok tercih ettiği renk)

yeni kıyafet (kimden kullanıla gelen?)

üzüm (şarap da yapılan)

abitto (bir tür espri)

kayumpuş (olursa keçimizin adı)

bir, iki, üç, dört, altı, yedi, sekiz, yirmi (sayarken kullandıkları)

.

Güneş sohbet ederken dinleyenlerin şaşırması veya gülmesinden fark ediyorum ki kullandığı kelimeler ile, okulsuz çocuğun hakiki dünyayla olan direkt ilişkisi ortaya çıkıyor.

Belki de çocuktan bunları bilmesini beklemiyoruz çünkü çocuğa özel, yapay, eğlendirici, cicili bicili, gündemler yaratıyor hatta satın alıyoruz. 4 yaşında bir çocuğun üstlenebileceği işleri, konsantrasyon süresini, takımın-topluluğun parçası olma isteğini hafife alıyoruz. Merakını ve kendi kendine öğrenme becerisini de…

Fotoğraftaki ise kendisine güvenilen, yapılacak işin; hayatın parçası olan bir çocuğun ciddi suratı 🙂

Güneş bizden önce yataktan fırlıyor, her zorlanmayan çocuk gibi hemen bir işe (oyuna) koyuluyor ta(şapkalı a) ki gece yorgunluktan bayılana kadar sürekli birşeylerle uğraşıyor. Sıkıldım, yoruldum, of duymuyoruz ondan. Hasat yapıyor, ateşle oynuyor, çakısını cebinde taşıyor… Hem bize yardım ediyor hem de hayatı öğreniyor.