diye birşey yok tabi ki… Güneş zaten her çocuk gibi hayata doğdu ve okulsuzluk zaten hayatın kendisi.

hmm… şöyle söyleyebilirim belki; Güneş’in okulsuzluğa dönüşü. Evet… Çünkü ben de pek çok anne gibi artık çocuğumun yuvaya başlaması gerektiğine; böylece birbirimizden bağımsızlaşacağımıza, arkadaş edinedeceğine, ‘’sosyalleşeceğine’’, benim de rahatlayacağıma, işime gücüme bakacağıma inanmış ve inandırılmıştım. Herkes yapıyorsa bir bildikleri vardır ne de olsa!

O zaman en iyi başlık şu olacak İrem’in Okulsuzluğa Girişi.

Şu şekilde oldu:

Olması gerektiği gibi Güneş annesinin ona seçtiği fiyatta orta karar, eski köklü, cici mi cici bir yuvaya yarım gün gitmeye başladı, sanıyorum 2 yaş civarıydı. Ben rahatlayacağım diye her sabah oğlumu yuvaya yetiştirmek üzere hareket etmenin sıkıntısına girdim ve tabii Güneş de… Öyle böyle ağlaşır iken, gider iken, e tabii biraz da sever iken, tam sosyalleşecek ikeeeen Güneş yaklaşık bir ay sonra yuva çıkışı sohbetimizde beni çok şaşırtan birşey söyledi.

Herşeye acayip bir merakla NEEE? NEEEEEEEE? diye soran çocuğum, (bu şekilde söylediğim uzun cümleyi bana tekrarlatır dikkatlice dinlerdi, bu onun yöntemiydi…) sosyalleşir iken eğitilmiş ve inceltilmiş bir şekilde NEEEE? NE? …..! NE DEĞİL EFENDİM! dedi, kendi kendine. Otokontrol sahibi iki yaşındaki meleğim gerçekten de yuvada eğitiliyordu. Merakının cevabı hatta merakının merakı yerine, önce şöyle bir duralatılmış veee kafacığına efendim kelimesi yerleştirilmişti. HOOOP dedik ufaklık, önce bir kibar ol!

Maşalloş, benim kadar takık olabilen Cem’e durumun vahimliği 🙂 ni akşam hemencecik açtığımda, karar çoktan verilmiş ve yuva ile olan işimiz böylece bitmişti.

Zorlama hastalanmalar, fiyatta yapılan aceleci zamlar, hazır gıda mevzuları, ödül panosu, dışı sınırlı boyamalar, hiçbiri şu masum NEE’nin hayatımızdan silinmeye çalışılması kadar etkili olamamışlardı.

Ve böylece Güneş, okulsuz; kendi zamanında istediğini yap yaşamına geri dönebildi.