Adaletsizliğin inkarından kabulüne geçişin geri dönüşü yoktur. Gözünüz açılmıştır bir kere. Adaletsizliği bir kez gördükten sonra, bir daha asla samimi bir şekilde baskıyı inkar edemez ve ezeni savunamazsınız. Bir zamanlar sadakat olan artık ihanet haline gelmiştir. O vakitten sonra direnmezseniz iştirak etmiş olursunuz. Ama savunma ile saldırı arasında bir orta yol, bir esnek direniş zemini, değişime açık bir alan da mevcuttur. Bulunması ve yaşanması kolay bir alan değildir. – Le Guin

Buraya yazıp çizdiklerimiz öylesine alıntılar değildir. Biz gönül eylemiyoruz.

Kendimizce bu alanı arayışımız konusunda ciddiyetimizi anlamayanlar vardır. Halbuki biz değişimi yaşıyoruz bile ve mutluyuz. Evet yüksek bakışla algılanması mümkün olmayan bir değişim bu, yavaş bir kere, bir de fazla basit.

Fikirlerimiz farklılaşacak, hatalarımız düzelecek, olgunlaşacağız ama peşinde olduğumuz özgürlük değişmeyecek.

Evet hiç kolay da değil. Kolaylık aramıyoruz. Ve evet bizim de enerjimizin bir sınırı var. Ve bu sınırlı enerjiyi korumayı öğreniyoruz. Aksi taktirde hayal ettiklerimizi gerçek kılmak mümkün olmayacak. Evet belki zaten mümkün olmayacak, ama biz denemişlerden olacağız. Denerken öğrendiklerimizle, farkındalıklarımızla yetineceğiz.

Bazen de cesur olduğumuz söyleniyor. Önceleri alakasız buluyordum ama şimdi biraz hak verebilirim. Toplumun normlarının dışına çıkma cesareti, dışlanma cesareti, sürekli eleştirilmeye maruz kalma cesareti, yalnızlık cesareti…

Cesaret de korku kadar bulaşıcıdır. – Susan Sontag

İşte bu yüzden, komşularını uyandıran horoz misali ötmeye devam edeceğiz.

Bize destek olanlara, bize cesaret verenlere sevinçle ve minnetle haber ederim ki yuvamızın dışını bitirdik. Şimdi Çiçek, Güneş, İrem ve Cem bütün yazlarını kovuklarının içini yapmakla geçirecekler. Ve tabi ki yolu düşen herkesi sohbete bekleriz.

Bakalım süreç bize daha neler öğretecek. Yazıp paylaşmaya çalışacağım.