Bir hayli uzun sürdü köye dönüşümüz. Ama şimdi işte sobamız çatır çutur, üstünde çayımız, bir üstünde kuruyan çamaşırımız, kucaklarda maclerimiz 🙂 İşte yeni bir köyde oluş hali bizimkisi… Ve tabii daha birçoklarıyla beraber bir hareket bu, bile isteye köy!

Bu mevsimde içine hemencecik girilecek köy evi bulmamız kolay olmadı. Ankara’dayken ‘kasaba da olur’ diyorduk ama buralara gelince istediğimiz hayat tarzını kasabada yakalayamayacağımızı çok rahat farkettik.Ve ille de köy dedik. (Ayrıca güçcük Küçükkuyu’da dahi 1000 ila 2000 TL arası kiralık ev fiyatları bumak mümkün, heh!) Uzuun (2 ay) bir süreçten sonra meşhur Adatepe Köy’üne yerleştik. Adatepe’nin kış hali de buradaki diğer köyler gibi tenha neyseki. Bu evin bize huzur getirmesini diliyorum. Biraz dinlensek artık fena olmayacak hani. Hatta kendi evimizi yapana kadar bu evde kalabiliriz belki de…

Eşyalı bir ev burası. Tanıdık çok eşya var, üstelik. Tek katlı, taş ev… Nilüfer Hanım’a teşekkür ediyorum evini bize emanet ettiği için. Umarım evin içindeki babaanne kokusunu koruyabiliriz.

Bu sefer işleri ertelemek yok. Gezginlikten gerçekleştiremediklerimize hemen yeniden merhaba! Kompost çukurumuzu kazdık bile. (Artık şehirdeki, biçilen site bahçeleri çimlerinin poşetlenmesi :), her evin meyve sebze atıklarının siyah çöp torbalarına girmesi gibi manzaralar bizden uzak.) Hiç naylon poşet kullanmamak, çöp çıkartmamak, markete girmemek hedeflerimde bakalım ne gibi zorluklar olacak.

Yarın ilk zeytin hasadımızı yapacağız.

İşte bu küçük ev bizim dinlenme, dinleme, demlenme evimiz ve tabi ki bekleriz!