aynen de al gülüm.

Bu işe bayılıyorum. Bazen çok ihtiyacım olan birşey geliveriyor, bazen de süpriz bir geliş oluyor ve çok sevdiğim ‘şeyleri’ hatırlıyorum. Bugünlerde amcamın poları, ceyhan’ın gömleği, asude’nin tulumu, yasemin’in hamile taytı, burcu’nun bluzu beni süslüyor, sıcak tutuyor, rahat ettiriyor, mutlu hissettiriyor. Bu ikinci el eşya kullanımı, eşyanın dolaşımı meselesine uzun zamandır pek takılmış gidiyorum. Gezginlikle başlayan az eşyalı halin hafifliği de cabası. Kira ödemiyor olsak aslında mülkiyetine sahip olmadığımız evde bir süre için oturuyor olmak da benzer hisler barındırabilir. Ara ara evleri değişebilirsek her yer evimiz olur. Çocuğumuz, köpeğimiz için de rahat bir gezginlik hali yakalamış olunur. Ne eğlenceli. zaten bu tip yaklaşımları buluşturan pek çok web sitesi mevcut. İlham konusunda ortakkullanımhareketi.com sitesini daha önce geçirmiştik sanıyorum blogda. Peki acaba Lewis Hyde’ın Armağan kitabından bahsetmişmiydik. (ikisine de göz atmanız harika olur) Bu kış onu yeniden okumanın zamanı sanıyorum, altını da çiziktiririm bu sefer. Belki bu yazıya rastlayanlar bu tip ilham verici kitap ve siteleri vesileyle buraya not ederler.

Ankara’da yaşarken de ortakdolap diye bir haberleşme ağı oluşturmuş ve özellikle çocuk eşyalarını paylaşmıştık. (ortakdolap.org hala bizde, bir proje için kullanmak isteyene aktarabiliriz.) O zaman bizim evimiz büyük ama boş olduğundan bir odayı tamamen eşyalara ayırabilmiştik. Böylece bir ortak buluşma noktası da edinmiştik. Kahve içerken çocuğumuz için alıp gidebileceklerimize bakmak pek keyifli oluyordu. Mağazaya git, strese gir, zamanını harca, o mu bu mu, kaç para, kdv, plastik poşet, ışıklandırma ve parfüm kokuları gibi pek çok mevzuyu hayattan çıkarmış oluyorduk böylece. Grubu birebir temas olması açısından ve aslında her mahallenin kendi içinde bunu yapmasının daha etkili, kolay ve doğal olduğunu bildiğimiz için, küçük tutmuştuk. Kimi zaman da Kuğulu Park’a fazlaların fazlalarını sergileyip paylaşıyorduk denk gelenle geçenle… Kışlık tulumlar, bodyler ağaçlara asılıyordu. (Bu arada her yer bebek body’si nasıl beceriyor bu sistem bu kadar fazlasını üretebilmeyi anlamak mümkün değil.)

Fakat şehirde paylaşımlar yavaş yavaş azaldı. Sanıyorum onca işin arasında yavaşlayıp organize olup eşyaları bir yere bırakmak, oradan almak, bunun için sosyalleşmek, haberleşmek insanları zorladı. İşten çıkıp heryerde satılık olan, her bütçeye hitap eden eşyalara ulaşmak daha kolay oluyordu. Ayrıca kimisi eski eşyalarını paylaşıyor ancak kendisi için hep yenilerini almaya devam ediyordu. Bir de artık köy yaşamından şehre girdiğimizde daha rahat farkediyoruz ki şehirde her zaman bir şekilde almaya itiliyor, yönlendiriliyoruz. Şu anda gün içerisinde para harcamak bana ne kadar saçma geliyorsa, aksi için uğraşmak da zevkli, şehirdekilere de aksini düşünmek mantıksız geliyordur; almak, harcamak, tüketmek bunlar sıradan ve hatta hatta rahatlatıcı vs.

Küçük yerde yaşarken bir e-posta ağına ihtiyaç duymaksızın, zaten 5-10 kişi olduğumuzdan ihtiyaçlarımızı birbirimizden karşılayabiliyoruz. Süslü bir web sitesine ihtiyaç yok, hatta telefonlaşmasak da olur. Pazarda sohbetleriz, yahut çocuk buluşmasında.

Abim sordu Güneş’in eşyalarını saklamış mıydınız? Çiçek için… Yoo hepsini dağıtmıştık. Nasılsa yeniden gelir… irrasyonel kafa?!=köy hali . hehe

Burda bir de Gülçin’in güzel ikinci el dükkanı da olsaydı … İşte o şehir güzellikleri arasında kaldı. Eski eşya kokuları arasında yolculuk yapma hali…

Küçük sevinçler.

Bir de tabii beceri kazanma ve üretme de başlıyor bu yenisini almama yaklaşımıyla, nefis…

İşin büyülü kısmı ne zamandır hayal ettiğim kadife hamile tulumu bu sabah üstümde 🙂 Aramaya asla kalmamak hali oh ne rahat! Nihayetinde gerçekten neye ihtiyacımız var?

Ankara’dan sevgili Elif Akşit’ten bana kalan bir cümle…

… kardeşim bir gün demişti: “tişört ali’nin, şort elif’in, sandaletler pınar’ın, bacaklar benim!”

Güneş de bu şekilde büyüdüğü için çok şanslıyız. Yeni kıyafet onun için yeni bir paylaşım, süpriz bir renk, tesadüf, ince bir düşünce gibi farklı anlamlara karşılık geliyor. Aral ile Ilgaz’ın komik yamalı pantolonlarından neşe, Ayşe’nin hırkalarından sıcaklık, yumuşaklık…ve herkese teşekkürler. Ne mutlu tüm paylaşan ve dayanışanlara! Armağanın gücü adına! 🙂

Kızılderililer gibi servetlerimizi yakmalı, karşısına geçip tüttürmeli mesela 🙂

  • Eğer yazdıklarım pek birşey ifade etmiyorsa 1 aylık para harcamama oyunu (gıda ,barınma dışında mesela), 1 senedir kullanmadıysam haydi gitsin yaklaşımı, doğum günü hediyemi alma yap ricası gibi gibi… önerilir.
  • Para gitti mi yerine para gelir! bknz. eksi faiz.