Biraz geç kalmış bir yazı bu aslında, neredeyse bir aydan fazla zaman geçti üzerinden. Ancak İzmir’in aklımızda bıraktığı izler tazecik ve sıcacık hala.

Yola çıkarken su akar yolunu bulur dedik hep. O nedenle baltayı taşa vurduğumuzu düşündüğümüz her an, moralimizi çok bozmadan yeni alternatifler üretmeye çalıştık. İşte böyle bir anda Adatepe köyü ve Asos (Behram) arasında aklımıza geldi İzmir. İzmir aklımıza gelince de Veli tabi.

Veli ilginç bir adam. Eğer azıcık güç almak, durumlara başka bir açıdan bakmak, içinizi ısıtmak istiyorsanız sohbet etmekten sıkılmayacağınız insandır kendisi. Veli için sonra olmaz hep şimdi vardır. Bir yere gidilecekse hemen gidilir. Bir şey yapılacaksa o an o işi yapmak için doğru andır. Kapısı içinde sevgi taşıyan tüm varlıklara hep açıktır. Veli insanların göremediklerini görür çoğu zaman. Yol kenarında duran ve çürümeye bırakılmış bir tahta onun için masadır, eskimiş yıkılmaya yüz tutmuş bir bina ise ev. İşte buradan hareketle Izmir’de Shanti’yi kurdu Veli aylar önce. Dolayısı ile İzmir’de Veli’nin Shanti Home’unda misafir olduk bir kaç gün.

İyi ki de geldik dediğimiz birkaç gün geçirdik Veli ile beraber. Bu sayede bize odasını hediye eden güler yüzlü Oral’la, bugün Yunanistan’dan gelen bir çamaşır makinasını kullanabilmemizi sağlayan Kalliopi ile tanıştık. 1 Mayıs’ı Konak meydanında kutladık, coşkuyu yaşadık. Hazır oralara kadar uzanmışken çevirdik direksiyonu hep merak ettiğimiz Urla’ya. İzmir’de Veli’nin Güneş’i ile yapılan bir kaplıca keyfinde İrem’in tanıştığı Katy, Richard ve küçük Moses ile Urla’daki küçük evlerinde bir kaç keyifli saat geçirdik.

Arkasından bir gece kalmak ve deneyimlerini paylaşmak üzere hep beraber düştük yollara ve Turgutlar köyüne gittik. İzmir’in kuzeyinde 4-5 hanenin olduğu ufacık bir köy Turgutlar. Yine bildik ve duymaya alışık olduğumuz nedenlerle terkedilmiş, boşalmış, zamanla şehirden kaçan bir kaç insanın yerleştiği bir yer olmuş. Sıkıntılar ortak. Çocuklar ne olacak, burada yaşam nasıl gider, ne yapmalıyız, ne yapıyoruz? Bir gecemizi bu köyde geçirdik. Cemal ile tanışıp deneyimlerini dinledik ve kendi yaşadıklarımızı aktardık. Cemal 10 yıldır bu köyde evi ve bahçesi ile uğraşırken, bir ayağı da şehirde kalmış, biraz da zorunluluktan. Yine bize evini açan şehir kaçkını Burak’ın evinde misafir kaldık ve sağlam bir uyku çektik.

İzmir’den ayrılık zamanı geldiğinde dinlenmiş, aklımızı toplamış ve biraz da olsa kaybettiğimiz moralimizi yeniden yerine doldurmuştuk işte. Canım Veli’ye sonsuz sevgimizi bırakıp tekerleri döndürdük ve Küçükkuyu’ya ikinci yolculuğumuz başladı.